logo

TÜRKİYE’NİN MAFYA BABALARI

Sedat Peker “Reis”

1971, Sakarya doğumlu

Gençliğinde kendisine “Reis”, “Ruh Adam” ve “Köroğlu” lakapları takılan Peker, “uyuşturucuyla mücadele eden baba” olarak tanınmıştır. Barmen Oğuz Atak cinayeti, çete olaylarına karışmak, tehditle tahsilat yapmak, zorla alıkoymak suçlarından ay boyunca aranan Peker, teslim olacağını bildirerek 19 Ağustos 1998’de Romanya’dan Türkiye’ye getirilmiştir. Hapiste kaldığı sürede kokoreç makinesi, CINE 5 dekoderi, ekmek kızartma makinesi ve dikiş makinesi gibi eşyaların teminatını sağlayan Peker, kaldığı 50 kişilik koğuşun tabanını halıfleksle kaplattı, duvarlarını boyattı, tuvaletleri kırılıp yaptırdı, yüz koyun kestirip tutuklu ve hükümlülere dağıttı. İstanbul DGM Savcılığı, Ekim 1998’de Peker ve adamları hakkında 7.5 yıla kadar hapis istemiyle dava açmıştır. Tahliye edildikten sonra basına açıklama yapan Peker, MHP’li olmadığını söyleyerek, siyasi görüşünün pantürkist-turanist olduğunu belirtmiştir. 2004’te Cumhuriyet Savcısı’nın kararıyla Sedat Peker cezaevine gönderilmiştir. “Kelebek Operasyonu” sonucunda 12 yıl hapis cezası alan Sedat Peker, avukatı Özge Yılmaz ile 30 Mayıs 2008’de evlenmiştir. Peker, 2014 yılında tahliye olmuştur. 2015 yılında Rize’de bir mitingde Barış İçin Akademisyenler hakkında sarfettiği sözler hakkında soruşturma açılmıştır. Yaşamına İstanbul’da devam etmektedir.

Sedat Peker, 2014’te Vahdet gazetesine verdiği röportajda, “Geçmiş tarihte mağduriyete uğramış insanların haklarını koruyabilmek adına bazen şiddete başvurduğum doğrudur. Haklarını korumak için yardımcı olduğum insanlara sorarsanız size bir dava adamı olduğumu söylerler. Hayatın gerçeklerinden uzak yaşayan tuzu kurulara şahsımı sorduğunuz da ise mafya olduğumu söyleyebilirler. (…) İnsanların yaratılırken onlara verilen fıtratları vardır. Belki ufak tefek hatalar yapsalar da fıtratlarının dışına çıkamazlar. Mafya olabilmek benim fıtratıma uygun değil. Ben kimsenin parasını haksız yere alamam. Ben hiç kimsenin namusuna göz dikemem, benden güçsüz diye kimseye zulüm edemem, ancak bunları yapanlara karşı geçmişte yaptıklarım herkes tarafından zaten bilinir. Her günahın karşısında mutlaka bir intikam meleği olur. Birçok günahın karşısında intikam meleği olma görevini kaderim bana bahşetmişse ben bundan ancak onur ve şeref duyarım.” ifadelerini kullandı.

 

sedat peker ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

Alaattin Çakıcı

1953, Trabzon Arsin doğumlu

Gençlik yıllarında Şişli’de ülkücü gruplara dahil olan Çakıcı’nın suç dosyası bir İETT görevlisini bıçakla yaralamasıyla açılmıştır. Siyasi sebeplerden dolayı 41 kişinin ölümüne sebep olduğu söylenmektedir. Çek-senet işlerine girmiştir, Ankara’da eğlence mekanlarına haraç baskınları yapmıştır. Eski karısı Uğur Çakıcı’nın cinayeti sebebiyle aranan Alaattin Çakıcı, o sırada canlı yayında Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller’le ilgili yaptığı açıklamalarıyla Flash TV’nin basılmasına sebep olmuştur. İddiaya göre MİT ile olan bağlantıları sayesinde 1987 yılında ”Babalar Operasyonu” olarak bilinen operasyonlarda Türkiye’nin önde gelen mafyaları gözaltına alınırken Çakıcı gözaltına alınmamıştır. Borsacı Adil Öngen’e, Pamukbank Genel Müdürü Burhan Karaçam’a, Emin Cankurtaran’a, Hıncal Uluç’a, Cavit Çağlar’a ve Engin Civan’a yönelik saldırıların azmettiricisi olarak suçlanan Alaattin Çakıcı,1992 yılında sahte bir pasaport ile yurtdışına kaçmıştır. 17 Ağustos 1998′de Fransız polisinin düzenlediği bir operasyon ile Nice şehrinde yakalanmıştır. Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tek kişilik bir odaya konan Alaattin Çakıcı’nın zamanının büyük bölümünü muhabbet kuşuyla geçirdiği belirtilmiştir. Alaattin Çakıcı’nın darbe girişiminin ardından denetimli serbestlik süresini 1 yıldan 2 yıla çıkaran ve cezaevlerinden toplamda 93 bin kişinin tahliye edilmesi planlanan süreçte tahliye olacağı iddiaları gündeme gelse de Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı bu yöndeki iddiaları yalanlamıştır. Çakıcı, halen Bolu F Tipi Cezaevi’ndedir.

 

 

alaattin çakıcı ile ilgili görsel sonucu

 

 

Hadi Özcan

1954, Kocaeli doğumlu

Mehmet Hadi Özcan’ın 1980 ve öncesi yıllarda Ülkü Ocakları Başkanlığı yaptığı bilinmektedir. ”Kocaeli Çetesi” lideri olarak bilinir. Cürüm işlemek niyetiyle teşekkül oluşturma, adam yaralamak, cezaevinde talimatla suça azmettirmek, cezaevinde şahıslardan haraç toplama, çek-senet tahsilatı, adam kaçırma ve araba hırsızlığı Hadi Özcan’ın kabarık dosyasındaki suçlardan sadece birkaçıdır. Ayrıca Hadi Özcan’ın Ergenekon davası sürecinde Alaattin Çakıcı’yla ters düştüğü iddia edilmiştir. Hadi Özcan Kocaeli’de bulunan Kandıra Cezaevi’nde cezasını çekmektedir.

 

 

hadi özcan ile ilgili görsel sonucu

 

 

Hüseyin Saral “Hüseyin Ağa”

Of doğumlu

Hüseyin Saral, 1990’lı yıllarda Türk ve Romen emniyet güçlerinin ortaklaşa hareket ettiği ‘Meriç Operasyonu’ ile Bükreş’te yakalanmasının ardından tanınmıştır. Sedat Şahin ve Hüseyin Saral önderliğindeki suç grupları arasında yaşanan çatışmalar basında yer almıştır. Emniyetin Saral’a 2002 yılından sonra düzenlediği yaklaşık 100 operasyonda 1.230 tabanca, 45 uzun namlulu silah, 20 el bombası, 1.255 dinamit lokumu ve birçok mermi ele geçirilmiştir. Saral, 2005 yılında İtalya’nın Roma şehrinde Sedat Şahin’in adamları tarafından sokak ortasında öldürülmüştür. Hüseyin Saral’ın öldürülmesine karşılık olarak 2014 Aralık’ta Şahin’in kardeşi Vedat Şahin ve adamı Ferdi Topal’ı Nişantaşı’nda araçları başında öldürülmüştü

 

hüseyin saral ile ilgili görsel sonucu

 

 

Hüseyin Baybaşin “Avrupalı Escobar”

1956, Diyarbakır Lice doğumlu

Kürt kökenli Baybaşin Aşireti’ndendir. 1976 yılında üzerinde 11 kilogram uyuşturucuyla Türkiye’de, 1984’te ise İngiltere’de 6 kilogram uyuşturucuyla yakalanıp 12 yıl hapse mahkum edilmiştir. 1980’li yılların sonuna doğru Avrupa’nın en büyük uyuşturucu kaçakçılarından biri haline gelmiştir. 1998 yılının Mart ayında ‘Siyah Lale’ adıyla İngiltere, İtalya, Belçika, Almanya ve Hollanda istihbaratı tarafından yürütülen uluslararası bir operasyonda yeğeni Giyasettin Baybaşin ile Hollanda’da yakalanıp ömür boyu hapse mahkum edilmiştir. BBC’nin yaptığı araştırmada servetinin 16 milyar dolar civarında olduğu tespit edilmiştir. Hüseyin Baybaşin hala Hollanda’daki Vught Cezaevi’nde tutuluyor.

 

 

Ä°lgili resim

 

 

Nuri Ergin

Karagümrük Çetesi‘nin lideri olan Ergin’in 1997 yılında ünlü Metris Cezaevi’nde çıkan isyandan sorumlu olduğu iddia edilmiştir. Sibel Can’a fotoğraflı şantaj yapan Can Kuzu, Ergin ve adamları tarafından kaçırılarak işkenceye uğramıştır. Tutuklanıp Afyon Cezaevi’ne gönderilen Nuri Ergin ve kardeşi Vedat Ergin, 1999’da Sabancı suikastı sanığı olan Mustafa Duyar’ı öldürmüşlerdir. Ergin, sonradan Kartal Hapishanesi’nde beraber kaldığı Alaattin Çakıcı ve Erol Evcil ile anlaşmazlıklar yaşamıştır. Alaattin Çakıcı’nın adamlarının Karagümrük Spor Kulübü’ne ait lokali basıp 10 kişiyi yaralanmıştır. Buna karşılık olarak Ergin’in adamları 19 Nisan 2000’de Çakıcı’nın Gültepe ve Zeytinburnu mıntıkalarındaki 2 kıraathanesine baskın yapmıştır. İki isim arasındaki gerginliğin artması sebebiyle Nuri Ergin hala mahkum olarak bulunduğu Uşak şehrindeki E Tipi Cezaevi’ne gönderilmiştir.

 

 

nuri ergin ile ilgili görsel sonucu

 

Fırat Delibaş

Diyarbakır doğumlu

‘Hanımağa’ olarak tanınan Sevgi Özöcal ile çeşitli ortak işler yaptığı bilinmektedir. Sevgi Özöcal ile birlikte bir dönem şarkıcı Cengiz İmren’in koruma işlerini yürütmüştür. 2000’li yıllarda DEHAP’ın Gençlik Kolları’na çeşitli para yardımları yapmıştır. 2003 yılının Ekim ayında, İstanbul — Beyoğlu’nda gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda 30 ayrı mekanına baskın yapılmıştır. Kazandığı kara paralarla 5 adet yarış atı aldığı, her gün neredeyse 1.000 TL’lik ganyan oynadığı tespit edilmiştir. 2006 yılında, hakkında 41 yıldan 89 yıla kadar hapis cezası istemiyle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dava açılmasına rağmen, ceza evinde tutuklu geçirdiği 3 senenin sonunda beraat etmiştir. Delibaş, yaşamına İstanbul’da devam etmektedir.

 

fırat delibaş ile ilgili görsel sonucu

 

 

İdris Özbir “Kürt İdris”

1937, Kars doğumlu

1980 yıllarında kulüplerde ve barlarda fedailik yapan Kürt İdris, hazine arazilerini parselleyip satmak, çek-şenet tahsilatı yapmak, kasten adam yaralamak, adam kaçırmak ve ulusrarası civaoksit kaçakçılığı yapmak suçlarından aranmıştır. Ölmeden önce gazetecilere verdiği bir demeçte; “Mustafa Kemal’e, İsmet Paşa’ya, Kenan Evren’e ‘baba’ diyen bu millet bana da baba demiştir, sağ olsun” demiştir. Özbir’in, İbrahim Tatlıses’i ve Bülent Ersoy’u kendi himayesine alıp yeraltı dünyasından isimlerle tanıştırdığı iddia edilmiştir. İdris Özbir yargılanmaya devam ederken 2002 yılında akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

 

 

idris özbir ile ilgili görsel sonucu

 

 

BEŞİKTAŞ BORCUNU AÇIKLADI

Beşiktaş’ın Borcunun, 2 Milyar 495 Milyon 267 Bin TL Olduğu Açıklandı.

Beşiktaş Divan Kurulunda siyah-beyazlı kulübün borcunun, 2 milyar 495 milyon 267 bin TL olduğu açıklandı.

BEŞİKTAŞ’ta Olağan Divan Kurulu Toplantısı başladı. Divan’da siyah-beyazlıların borcu da açıklandı. Beşiktaş’ın alacakları toplam 376 milyon 157 bin TL olarak belirlenirken, toplam borç 2 milyar 495 milyon 267 bin TL olarak hesaplandı.

BORÇ BİR YILDA 609 MİLYON TL ARTTI

2.4 milyar TL’lik bu borcun geçen yıl aynı dönemde 1 milyar 885 milyon 855 bin TL olması dikkatlerden kaçmezken, kulübün borcu bir yılda yaklaşık 609 milyon TL arttı. Öte yandan Beşiktaş Kulübünde 376 milyon 157 bin TL mevcutlar ve alacaklar kalemi ise bir yılda yaklaşık 92 milyon TL arttı.

KONYA DA ULUSLAR ARASI HÜSRAN

A Milli Takımımız, sahasında konuk ettiği İsveç’e 1-0 mağlup oldu. Ay-yıldızlılar bu skorla UEFA Uluslar Liginde C Ligine düştü.

Türkiye, UEFA Uluslar Ligi B Grubu 5. maçında isveç’i konuk etti.konyaBüyükşehir Stadında oynanan karşılaşmayı İsveç 1-0 kazandı. İsveç’e 3 puanı getiren golü 71. dakikada penaltıdan Granqvist kaydetti.

3 PUANDA KALDIK

Maçın son dakikalarında gol için bastıran A Milli Takımız, beraberlik golünü bulamadı ve sahadan 1-0 mağlup ayrıldı. 3 puanda kalan Türkiye, Uluslar Liginde C Ligine düştü. İsveç ise puanı 4’e çıkardı. Gruptaki son durum İsveç-rusya maçının ardından belli olacak.

4,5 kilometreyi bulan kale surları ayağa kaldırılıyor

Niksar Kalesi’nde, 4,5 kilometreyi bulan kale surlarının ve içindeki yapıların yeniden ayağa kaldırılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Niksar Belediyesinin 2010 yılında başlattığı restorasyon çalışmalarında ilk etap geride bırakıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığınca sur uzunluğu nedeniyle Türkiye’nin ikinci büyük kalesi olarak gösterilen, Tokat’ın Niksar ilçesindeki kale, 2 bin 300 yüz yıldır şehre hakim noktada varlığını koruyor.

Diyarbakır Kalesi’nden sonra Niksar Kalesi geliyor

2018-2019 Yılı İlkokul 1.Sınıf Ders Kitapları – PDF

2018-2019 Yılı İlkokul 1.Sınıf Ders Kitaplarının hepsinin PDF sini buradan indirebilirsiniz..

İlkokul 1.sınıfta haftalık 4’ü serbest etkinlik, 26 sı zorunlu olmak üzere toplam 30 ders saati var.

Zorunlu derslerin haftalık ders saatleri sayısı:

Türkçe-10
Matematik -5
Hayat Bilgisi-4
Görsel Sanatlar-1
Müzik-1
Beden Eğitimi ve Spor – 5

Bu derslerin bir çoğuna ait ders kitabı var.MEB bu ders kitaplarını sene başında tüm öğrencilere bedava verdi.Ayrıca ders kitaplarının indirilebilir halini web ortamında yayınladı.Bu kitaplardan istediğinizi aşağıdan indirebilirsiniz.Ders kitaplarının bir çoğu MEB yayınlarında ait.Özel yayınlardan;MHG,Semih ve KÖK-e yayınları var sadece.

Haydin mini mini birler, okulda derslerde kullandığınız ders kitaplarını tablete indirin hayatın kolaylığını yaşayın…

2018-2019 YILI 1.SINIF DERS KİTAPLARINI İNDİRİN

1.Sınıf Matematik Ders Kitabı(2018-2019)-MHG

1.Sınıf Türkçe Ders Kitabı(2018-2019)-Semih

1.Sınıf Türkçe Ders Kitabı(2018-2019)-MEB

1.Sınıf İlk Okuma Yazma Kitabı(2018-2019)-Semih

1.Sınıf İlk Okuma Yazma Kitabı(2018-2019)-MEB

1.Sınıf Yazı Defteri (2018-2019)-MEB

1.Sınıf Türkçe Dinleme Metinleri (2018-2019)-Semih Ofset

1.Sınıf Türkçe Dinleme Metinleri (2018-2019)-MEB

1.Sınıf Türkçe Okuma Kitabı Dinleme Metinleri (2018-2019)-MEB

1.Sınıf Hayat Bilgisi Ders Kitabı(2018-2019)-KÖK-e

1.Sınıf Müzik Ders Kitabı(2018-2019)-MEB

1.Sınıfta hem velilere hem de sınıf öğretmeninin yükü oldukça ağır.Zorluğu kadar 1.sınıfın çok önemli olduğunu belirtelim.Çocuk okulla ilgili temel tüm hususları 1.sınıfta öğreniyor.1.sınıf öğretmenlerine ve velilere kolaylıklar diliyoruz.

ZEKİHABER.COM

EN GÜZEL DAMAR ŞARKILAR

MÜSLÜM GÜRSES

-kaç kadeh kırıldı

-bir bilebilsen

-yakarsa dünyayı garipler yakar

-affet

 

müslüm gürses ile ilgili görsel sonucu

 

AHMET KAYA

-söyle

-kum gibi

-ağladıkça

-nerden bileceksiniz

-dağlar dağlar

 

ahmet kaya ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

FERDİ TAYFUR

-huzurum kalmadı

-yeter

-bana sor

-benim gibi sevenler

-unutmak istiyorum

 

ferdi tayfur ile ilgili görsel sonucu

 

İBRAHİM TATLISES

-leylim ley

-yalnızım dostlarım

yorgunum

-yıkılmışım ben

-haydi söyle

 

ibrahim tatlıses şarkıları ile ilgili görsel sonucu

 

 

YILSIZ TİLBE

-delikanlım

-anma arkadaş

-ummadığın anda

-vazgeçtim

-dayan yüreğim

 

yıldız tilbe şarkıları ile ilgili görsel sonucu

 

 

Özellikle insanların duyguları bu saatte daha bir başka olur.Hepimiz birilerini severiz,hemde onun uğrunda ölecek kadar ama elden bir şey gelmez.Hele birde karşılıksız sevmek çok kötü.Çünkü her gün onu başkasıyla görmek ölüm gibi bir şey.Bu saatte tek yapacağımız şey elimize bir sigara alıp yakmak ve arkadan çalan o damar parçayla birlikte gerçekleşmeyecek hayaller kurmak gerçek olmayacağını bile bile.O yüzden kendim seçip bana iyi gelen bu damar parçaları dinlemenizi tavsiye ediyorum.

 

 

 

59 YIL ÖNCE KAYBOLAN DAĞCILARIN CESEDİ BU HALDE BULUNDU

Meksika’nın en yüksek volkanında, 59 yıl öce kaybolan 3 dağcının cesedi bulundu.

1
59 Yıl Önce Kaybolan Dağcıların Cesedi Bu Halde Bulundu!

59 yıl önce Meksika’nın en yüksek yanardağında kaybolan üç dağcının mumyalanmış cesetleri bir ordu birimi tarafından bulundu. Üç ceset, Veracruz ve Puebla eyaletlerinde bulunan deniz seviyesinden 5,610 metre (18,405 fit) yükseklikte Meksika’nın en yüksek zirvesi olan Pico de Orizaba yanardağı üzerindeydi.

2
59 Yıl Önce Kaybolan Dağcıların Cesedi Bu Halde Bulundu!

Yerel basında çıkan haberlere göre; cesetler 1 Mart 2015’te bir grup dağcı tarafından bulunmuştu ama cesetlerin kurtarılması başarısız oldu. Çünkü; kötü hava koşulları helikopterin dağın zirvesine yakın olan cesetleri kurtarmasını zorlaştırmıştı.

3
59 Yıl Önce Kaybolan Dağcıların Cesedi Bu Halde Bulundu!

81 yaşındaki bir dağcı olan Luis Espinosa, çığa gömülen cesetlerin 1959’da keşif için yola çıkan üç dağcı arkadaşına ait olduğunu iddia etti. Espinosa, gömleklerinden tanıdığını iddia etti.

4
59 Yıl Önce Kaybolan Dağcıların Cesedi Bu Halde Bulundu!

Espinosa şöyle dedi: Onları bulmak beni rahatlattı, çünkü belirsizlik yüzünden içim içimi yiyordu. Benim için sürekli bir endişeydi, bugün onları serbest bıraktım, huzur içinde uyuyacaklar.”

Meteoroloji Duyurdu Marmara’ya Beklenen Kar Geliyor

Doğu illerini etkisi altına alan şiddetli kar yağışı, önümüzdeki günlerde Marmara’nın güney ve güneybatısına kadar etki alanını arttıracak.

Meteoroloji’den gelen 5 günlük hava tahmini raporuna göre; Doğu bölgelerinden gelen kar yağışı, marmara’güney ve güneybatısına kadar etki alanını arttıracak. Meteoroloji,elazıg,malatya adıyaman, tunceli ve ‘de yağmur ile kar yağışı beklendiğini bildirdi.

YÜZLERCE ARAÇ YOLDA KALDI

kar yağışı ve buzlanma konya an Karayolunda sürücülere zor anlar yaşatırken, çekici türü araçlar ile zincir ve kar lastiği bulunmayan araçların geçişine izin verilmedi. Özellikle seydişehir’den sonra 10. kilometreden itibaren etkili olan kar yağışı nedeniyle yüzlerce araç yolda kalırken, 1825 rakımlı Alacabel Mevkisinde kar kalınlığı 15 santimetreye ulaştı.

SÜRÜCÜLER ZİNCİR TAKARAK DEVAM ETTİ

Karayolları ekipleri yolu trafiğe açık tutabilmek için sürekli kürüme ve tuzlama çalışması yaptı. Yolda kalan araçları iten vatandaşlara ise Bölge Trafik ekipleri de yardım ederken, bir çok sürücü ise yollarına zincir takarak devam edebildi.

Öte yandan türkiye’nin doğu bölgesi için yapılan açıklamada;”Havanınçok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren Elazığ, Malatya, Adıyaman, Tunceli ve Bingölçevrelerinde yağmur veyüksek kesimlerinde karla karışık yağmur, kar yağışlı geçeceği tahmin edilmektedir. Hava sıcaklıklarında önemli bir değişiklik beklenmemektedir. Rüzgarların yağış anında güneybatılı yönlerden kuvvetli saatte 30-60 kilometre hızla eseceği tahmin edilmektedir”denildi.

VATANDAŞLAR TEDBİRLİ OLSUN

Uyarıda da bulunan merkezin açıklamasında,” Yer yerkuvvetli yağışlar beklendiğinden meydana gelebilecek ulaşımda aksamalar, görüş mesafesinde azalma, tipi, buzlanma,sis ve don gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır” ifadelerinde yer verildi.

Facebook'ta Paylaş!

İtalyan’nın Dev Ekiplerinden Roma, Cengiz Ünder’in Fiyatını Belirledi: 60 Milyon Euro

İtalyan’ın dev ekiplerinden Roma, 21 yaşındaki milli futbolcumuz Cengiz Ünder için yapılabilecek 60 milyon Euronun altındaki teklifleri dinlemeyeceklerini açıkladı.

En Güzel Hikayeler…

Ateş ve Suyun Hikayesi!

 
 
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa
Demiş ki suya: Gel sevdalım ol, hayatıma anlam veren mucizem ol…
Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş; Yüregim sana armağan…
Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına…
Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı…
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su…
Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları… Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu..
.
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış; aşkın bazen gitmek olduğunu. Ama gitmenin yitirmek olmadığını…
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla. İşte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateşden kaçar olmuş.. Ateşin yüreğini sadece su, suyun yüreğini Sadece ateş alır olmuş…
CAN YÜCEL
AFFET BABACIĞIM !

Evliliğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında eşi bütün bağları kopardı ve “Ya ben giderim, yada baban bu evde kalmayacak” diyerek rest çekti. Eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hala ona ölürcesine seviyordu. Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı.

Babasına lazım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can “Baba bende seninle gelmek istiyorum” diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular. Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik can sürekli babasına “Baba nereye gidiyoruz ?” diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu. Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi. Sonra diğer malzemeleri taşıdı en sonda babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi.

Tipi adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı.Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü. Öyle üzgündü ki Dünya başına göçüyor gibiydi. O bu duygular içindeyken babası yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu.

Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi yanaklarını ve ellerini defalarca öptü. Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can’ın elini tutup hızla barakayı terketti. Arabaya bindiler. Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu.

Can “Baba sen yaşlandığında bende seni buraya mı getireceğim” diye sorunca Dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında “Beni affet baba” diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış ve çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Oğlu “Baba beni affet, sana bu muameleyi yaptığım için beni affet” diye hatasını belli ediyordu.. Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu…

“Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın. Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum…

Mutluluğun Peşinden Gitmek
500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.

Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi. Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu.
5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı.
mutlulukKonuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.
Konuşmacı dedi ki: “Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. Ve insanların yaşam amacı da budur…mutluluğun peşinden gitmek.”

Tiffany Moore

 

 

 

İNSAN ALLAH(C.C.)’A BORÇLUDUR

İnsan sorumluluklarıyla Dünya’ya gelir, çünkü insan daha doğuştan kendisini inşa eden yaratıcıya borçludur. Yaşaması için lüzumlu olan fiziki donanımı ve bunun için lüzumlu olan dış şartları, kendi çabasının bir karşılığı olarak elde etmemiştir. Aksine onların hepsini, hazır ve nazır bulmuştur. Mesela, kan dolaşımı sistemi, solunum sistemi, sinir sistemi gibi muhteşem bir dizayna ve karmaşık bir yapıya sahip olan sistemler, işlevlerini tam icra etmek için hem kendi içlerinde, hem de birbirleri arasında mükemmel bir uyuma sahiptirler.
İnsan bu sistemleri değil inşa etmek, henüz işleyiş biçimlerini ve sırlarını dahi tam çözebilmiş değildir. İnsanın borçlu olduğu şey, sadece fiziki varlığı değildir elbet. Ondan daha önemlisi, bu fiziki varlığa hayatiyet veren ruh, bu varlığı anlamlı ve amaçlı kılan akıl gibi manevi değerleri de, hayatı inşa eden Yaratıcıya borçludur. Maddi ve manevi varlığının ihtiyaçları olan gıda ve bilgi, ekmek ve sevgi, su ve hürriyet, hava ve hidayet, dünya ve ahiret, mekan ve zamanı da Allah’a borçludur. Özetle insan, varoluşunu ödediği ya da ödeyeceği bedele değil, Allah’ın sınırsız cömertliğine ve güvenine borçludur. İnsanı diğer canlılardan ayıran en bariz niteliği, varoluşsal borçluluğunun bilincine varabilecek altyapıya sahip olmasıdır. Beşer olarak doğan insanın insanlaşma sürecinin doğasına uygun istikamette gelişmesi, söz konusu borcunun farkına varmasına bağlıdır. Türkçe karşılığı “borç” olan “deyn” sözcüğü, “din” kelimesini türetildiği köktür. Din, varoluşunu yaratana borçlu olan insanın borçlu olduğu kapıyla ilişkisini düzenleyen hayati bir müessesedir. İnsan, borçluluğunun bilincine ne kadar varırsa, varoluşuna o kadar aşina olur. Kendisiyle o kadar barışık, bilişik ve tanışık olur. Tersi de geçerli; insanın borçluluk bilinci ne kadar zayıflarsa, kendisine o kadar yabancılaşır. Kendisine yabancılaşan, sonunda kendisiyle kavgalı hale gelir. Bu sürecin sonu, insanın kendini tanıyamaz hale gelmesi ve “kendini kaybetmesi”dir. Kendini kaybeden, neyi kazanabilir ki? Varoluşunu Allah’a borçlu olan insanın borcunu ikrar etmesi iman, borcunu inkar etmesi küfürdür. Bunun böyle olması, dinin Allah için olduğunu göstermez. Aksine, din insan içindir. Çünkü insanın Allah’a borçlu olduğunun hatırlatılmasından amaç, insanın Allah’a borcunu ödeyip kurtulması değildir. Zira bu mümkün değildir. İnsanın Allah’a borcunu ödemesi, Allah’a muhtaç olmaması durumunda geçerlidir. Oysa ki insan, Allah’a her an muhtaçtır. Borcunu ödemek için borç isteyeceği yegane kapı yine Allah’ın kapısı olacaktır. İşte dinin amacı da, insanı Allah’a her an muhtaç olduğunun bilincine erdirmektir. Kendi kendine yetmediğini, Allah’sız yapamayacağını, bunun “anlamsızlık” demeye geldiğini öğretmektir. Ve tabii ki Allah’tan kaçamayacağını, O’nsuz bir hayat tasarlayamayacağını, kariyer planlaması ve gelecek tasarımı yapamayacağını öğretmektir.
Zamanı Nasıl Yönetmeliyiz?

Profesör sınıfa girip karşısında duran Dünya’nın en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra, “Bugün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız” dedi. Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı. Arkadan, kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde taş aldı ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı. Kavanozun daha başka taş almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döndü ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu. Öğrenciler hep bir ağızdan “Doldu” diye cevapladılar.

Profesör “Öyle mi?” dedi ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkarttı. Mıcırı kavanozun ağzından yavaş yavaş döktü. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına yerleşmesini sağladı. Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu. Bir öğrenci “Dolmadı herhâlde” diye cevap verdi. Doğru” dedi profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum aldı ve yavaş yavaş tüm kum taneleri taşlarla mıcırların arasına nüfuz edene kadar döktü. Gene öğrencilerine döndü ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu. Tüm sınıftakiler bir ağızdan “Hayır” diye bağırdılar. “Güzel” dedi profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşalttı. Sonra öğrencilerine dönerek “Bu deneyin amacı neydi” diye sordu. Uyanık bir öğrenci hemen “Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır” diye atladı. “Hayır” dedi profesör, “bu deneyin esas anlatmak istediği eğer büyük taşları bastan yerleştirmezseniz küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine koyamazsınız” gerçeğidir”. Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam etti: “Nedir hayatınızdaki büyük taşlar? Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, hayâlleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek! Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi. Bu akşam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir iyi karar verin.

Bilin ki büyük taşlarınızı kavanoza ilk olarak yerleştirmezseniz hiç bir zaman bir daha koyamazsınız, o zaman da ne kendinize, ne de çalıştığınız kuruma, ne de ülkenize faydalı olursunuz. Bu da iyi bir iş adamı, gerçekte de iyi bir adam olamayacağınızı gösterir” Profesör, ders bittiği hâlde konuşmadan oturan öğrencileri sınıfta bırakarak çıktı gitti…

TÜRKİYE’DE GEZİP GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

Nemrut Dağı

Nemrut Dağı Milli Parkı, Adıyaman ili; Kahta ilçesinde bulunan ve içinde Kommagene Krallığı‘nın bir antik kentini barındıran milli park ve ören yeri. Adıyaman il merkezinde Kahta’ya bağlantı sağlayan karayolu ile ulaşım sağlanmakta olup, Milli Park Adıyaman il sınırları içerisindedir. Adıyaman hava alanından ulaşım oldukça rahat ve kolaydır. Adıyaman ve Kahta ilçesinden Nemrut dağına ve diğer tarihi yerlere servisler vardır.

Truva Antik Kenti

Günümüzde Bu ismi Truva olarak da adlandırdığımız doğrudur. Brad pitt oynadığı film gözünüzde canlandı öyle değil mi ? İhanetin kapalı kutusu olarak yorumladığım bu at şeklindeki yapı, oldukça ilgi görmekte

Oylat Vadisi

Temizlik İşçisinin Cami Hassasiyeti Duygulandırdı: Bu Kıyafet Camiye Yakışmaz Dedi

Kayseri’de, belediyede görev yapan temizlik işçisinin, kıyafeti tozlu olduğu için cami bahçesinde namaz kılması cep telefonu kamerasına yakalandı. İşçi, “Neden camide namaz kılmıyorsun” sorusuna “Ağabey üstüm tozlu. Bu kıyafet camiye yakışmaz.” cümlesini kullandı.

Kayseri Merkez Kocasinan ilçesi Zümrüt Mahallesi Uhud Camisi’nin bahçesinde, çimlerin üzerinde namaz kılan belediyede çalışan temizlik işçisi, bir vatandaş tarafından cep telefonuyla görüntülendi.

“BU ELBİSE CAMİYE YAKIŞMAZ”

Kocasinan Belediyesinde görev yapan temizlik işçi, kendisini görüntüleyen vatandaşın yönelttiği “Namazı neden camide kılmadığı” sorusuna, “Ağabey üstüm tozlu. Bu kıyafet camiye yakışmaz.” dedi.

Temizlik işçisinin, gösterdiği hassasiyet nedeniyle bahçede namaz kılması, caminin güvenlik kamerasına da yakalandı.

BELEDİYE BAŞKANI TEMİZLİK İŞÇİSİNİ MAKAMINDA AĞIRLADI

Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolak Bayrakdar, Kayseri’de belediyede temizlik işçisi olarak çalışan ve kıyafeti tozlu diye namazı cami bahçesinde kılan işçiyi makamında ağırladı.

Kocasinan Belediyesinde temizlik işçisi olarak çalışan 45 yaşındaki Mustafa Sapancı’yı makamına davet eden ÇolakBayrakdar, belediye çalışanına kamu hakkını gözetip hassasiyet gösterdiği için teşekkürlerini iletti.

“KAMU HAKKINI GÖZETEN İŞÇİMİZİ KUTLUYORUM”

Belediye bünyesinde çalışan herkesin aynı duyarlılıkta olmasını temenni eden Ahmet ÇolakBayrakdar, “Bu hassasiyet basına yansıyınca, bu kurumun başında olan biri olarak sizi tebrik etmek istedim dedi. Temizlik işleri, çalışılması zor bir yer olarak diye ekledi. Gecesi gündüzü, bayramı tatili olmayan bir iş olara adlandırdı. İnsanların tatil yaptığı zamanda bile onlara hizmet edip rahat ettirmek için sizlerin çalıştığı bir bölüm. Kurumumuzdaki çalışanlarımızın böyle nazik,kibar ve hassas davranması benim için son derece önemli. Senin şahsında bu şekilde düşünen, kamu hakkını gözeten işçilerimizi kutluyorum.” diye ekledi.

Share