Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitap özeti

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitap özeti ve yorumlama

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitap özeti

BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE ROMAN ÖZETİ

Mücadele. Evet bu kitabı yorumlayacaksak haliyle söylememiz gereken ilk kelime mücadele olmalı. Peki neyin mücadelesi? Tankla ,tüfekle savaşla yapılan mücadele mi? Yoksa birilerinin ayağını kaydırarak refaha ulaşma mücadelesi mi? Hayır. Şüphesiz tüm dünyada ders niteliğinde okutulacak bir mücadele. Mutluluk mücadelesi. Bir avuç aydın insanın verdiği EĞİTİM MÜCADELESİ.

1811 Yılına kadar İsveç’in egemenliği altında bulunan Finlandiya’da ticaret, okullar, kiliseler, iktidar ve sanat İsveçlilerin yönetimine göre işlemektedir. Ülkenin öğretmenleri, askerleri ve doktorlarının tamamı da yine İsveçlidir. İsveçliler Finlandiyalıları sürekli olarak küçük görmekte, aşağılamakta ve sömürmektedir. Bir gün ülkeler arasında çıkan çıkar çatışması sonucu Rusya Finlandiya’ya saldırarak ülkenin bir kısmını ele geçirir. Dönemin Rus çarı Fin halkına geçmişte ellerinde bulunan hakların geri verilmesi sözünü verir. Bu gelişmelerin ardından Finlandiyalıların kendi öz benliklerine dönmeleri için bir engel yoktur. Bu seferberliği ise ülkeye umut olacak, bugün bile bizim hayretler içinde kalarak okuyacağımız Snelman adında bir aydın üstlenir. Çünkü bunu vatanına bir borcu olarak bilir. Çünkü bilir ki nasıl olurlarsa öyle yönetilirler. O yüzden suçu başkasında aramaz. Çözümü önce kendisini, sonra çevresini sonra da halkın geliştirilmesi ile mümkün olacağının farkındadır.-Umarım bir gün biz de bu bilinçte oluruz-. Ülkenin aydın kesimine gider, halkı küçük görmemelerini, bildiklerini insanlara aktarmalarını söyler. Vazgeçmez. Din adamları, öğretmenler, aileler ulaşabildiği her yere ulaşır. Ülkeler arasında yapılan antlaşmalar neticesinde Finlandiya devlet dairelerinde, okullarında, hastanelerinde İsveçli insanlar yerine Finlandiyalı insanlar yerleştirilir. Hiçbir zaman verdiği mücadeleden vazgeçmeyen Snelman devlet adamlarına adalet, askeri, eğitim konularında yapılması gereken reformları bir bir anlatır. Onun bu kutsal mücadelesi neticesinde bir zamanların bataklık ve taş yığını olan ülkesi Finlandiya bugün tarım yapılan ve refah seviyesi konusunda dünyada başı çeken ülkeler arasında. Bunun sebebiyse tüm dünyayı tehdit edecek nükleer silahlarının olması değil ya da yer altı zenginliklerinin olması değil veya mükemmel bir ekonomilerinin olması falan da değil, yaşadıkları topraklara, ekmeğini yedikleri ülkeye sorumlulukları olduğunu bilen insan yetiştirmeleri. Eğitime verdikleri değer, öğretmene verdikleri değer.

Peki ülkemiz için ne söylemeliyiz? Elbette ki Finlandiya eğitim sistemini olduğu gibi alıp ülkemizde uygulamak pek de bir işe yaramayacaktır. Her ülkenin kendine göre kültürü, tarihi, nesli ve değerleri vardır. Sonucun gene hüsran olmasını istemiyorsak eğer olduğu gibi uygulamak yerine kendi değerlerimize göre yorumlamak, çıkarımlarda bulunmak ve dersler almak gerekir. Nedir bu dersler? Elbette ülkemizde de öğretmene değer verilirdi bir zamanlar. Belki bu bilincin yeniden aşılanması gerekir. Ya da öğretmenler gözünden bakacak olursak öğrenciyi işe yaramaz bir çocuk olarak değil de ileri de bu ülkede güvenliği tesis edecek polis, sağlığımızı emanet ettiğimiz doktor, haklarımızı korumaları için hakim, camideki imam, sokaktaki esnaf, en kutsal meslek olan anne ve baba ve değerlerimize sahip çıkacak, bizim yetiştirdiğimiz gibi yetiştirecek öğretmenler olarak görmek gerekir. Öğretmenlerimizi kalbin de merhamet, aklında idealleri olan insanlar arasından seçmek gerekir. Eğer bir gün boynuz kulağı geçecekse bu iş o kadar kolay olmamalıdır.

“Dilinizi temiz tutunuz! Arkadaşlarınızın kulaklarını kirletmeyiniz. Kaba saba küfürlerle konuşmak, köpek ulumasından daha kötüdür. Küfretmek manevi medeniyetsizliğin belirtisidir.”

GRİGORY PETROV

Güncelleme Tarihi: 24 Eylül 2021, 19:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER