Okumayı neden sevmiyoruz?

Kitap okumayı neden sevmiyoruz, neden kitap okumalıyız?

Okumayı neden sevmiyoruz?

Bireylere okuma sevgisi ve alışkanlığı kazandırmak, bugün modern dünyanın en temel eğitimsel hedefleri arasındadır. İletişimle birlikte dünyamız bir taraftan gittikçe küçülmekteyken diğer taraftan yine bu yolla çok hızlı bir şekilde büyümektedir. Artık insanlar kendilerinden kilometrelerce uzaktaki bilgiye sadece birkaç saniyede ulaşabilmekte ve aynı kaynaklara yönelebilmektedirler. Erişilen bilgi ve tecrübelerin okuma yoluyla kazanılması,
iyi bir okuyucu olmanın gereğini iyice belirginleştirmektedir. 

Geçmişte olduğu gibi bugün de dünyada milletlerarasında pek çok sahada rekabet devam etmektedir. Bu yarışın dışında kalmak istemeyen ülkeler bir taraftan ekonomilerini büyütmek isterlerken diğer taraftan halklarının refah ve güvenliği ile eğitim düzeylerini yükseltmek istemektedirler. 

Çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin okumayı sevmelerini sağlamak için geçmişten bugüne hemen her gün konferanslar, sempozyumlar, imza günleri vs. gibi etkinlikler yapılmakta ve ulusal kampanyalar düzenlenmektedir. İngiltere’deki Ulusal okuma kampanyası “Okumaya Devam Et!” ve Amerika’daki “Okumaya Tutulun” kampanyası ile Türkiye’de MEB tarafından 2004 yılında lise öğrencileri için, 2005 yılında da ilköğretim öğrencileri için başlatılan 100 Temel Eser kampanyaları bunların en meşhurlarıdır. Çocuklara ve gençlere okuma alışkanlığının nasıl kazandırılabileceği ile ilgili yüzlerce makale, onlarca kitap yazılırken okumayı sevmeyen öğrencilerin bu etkinliği niye sevmedikleri konusunda az çalışma bulunmaktadır. 

Çocuklara ve gençlere okumayı sevdirmek için yapılabilecek çalışmalardan biri de kitap okumayı yeteri kadar sevmeyen gençlerin, bu duruma nasıl düştüklerinin bilinmesidir. 
Yazımız bu amaca yönelik olarak yazılmıştır. Öncelikle çocuklarımızın ve gençlerimizin okumayı neden sevmediğine dair çıkarımlarda bulunarak sebeplerini irdeleyeceğiz, sonrasında ise okumayı nasıl sevdirebiliriz sonuca giderek tartışacağız. 

Neden kitap okumayı sevmiyoruz?

Türkiye olarak milletçe kitap okuma konusunda sıkıntılarımız var. Gençlerimiz boş olan vakitlerinin çoğunluğunu internet, bilgisayar, telefon vs gibi cihazlarla geçiriyor. Bu da haliyle okumaktan uzak, kendini yetiştirmemiş, dünyadan bihaber bir nesil yetiştirmemize sebep oluyor. Bu durumun şuan için zararlarını kısmen hissetmeye başlasak da ilerleyen zamanlarda milletçe sallantıya gireceğimiz kuvvetle ihtimal. Peki insanlarımız neden kitap okumuyor? Buna sonra değineceğim. Ülkeler arasında yapılan istatistiklerde kitap okuma konusunda çok gerilerdeyiz. Yıllık kitap okuma oranlarını kısaca hatırlarsak:
Bir Japon 25 kitap
Bir İsviçreli 10 kitap
Bir Fransız 7 kitap
Türkiyede ise 6 kişi 1 kitap okuyor.

Bu korkutucu istatistiğide sizlere hatırlattıktan sonra konumuza yine kaldığımız yerden devam etmek istiyorum. Bu ayıp genel olarak baktığımızda aslında hepimizin ayıbı. Hemen hemen hepimizin gurur duyduğu ecdadımızın torunları olarak bizler bu hale nasıl düştük? Gerçekten içler acısı bir durum. Vehameti korkunç olan bu durumdan kutulmak yine bizim elimizde. 
Devlet büyüklerimiz ve ilgili kurumlarımız bu konuda sosyal farkındalık yaratırsa uzun vadede bu çalışmalardan verim almak mümkün görünüyor. Bunun yanında artık bazı kesimden gençlerimizin okumaya merak saldığını görüyorum. Bu durum beni ilerisi için ümitlendiriyor. Ama maalesef yine istediğimiz sevide değiliz. Peki bunun için bizler neler yapabiliriz, bunlara bakmaya çalışalım..

Okuma alışkanlığı ailede başlar

Hiç şüphesiz eğitim hayatımız ailede başlar. Eğitimin her aşamasında ailenin yeri oldukça öneme sahiptir. Ebeveynlerin çocukların eğitim sürecine katılmasıyla, çocukların okul ve okul sonrası yaşamlarında da hem akademik anlamda hem de sosyal yaşamında mutlu bireyler haline geleceklerdir. Çocuğun ilk toplumsal çevresini oluşturan ailenin çocuk üzerindeki etkisi yoğun olarak görülür. Anne babalar çocuklarına sözle değil hal ve hareketlerle örnek olmalıdırlar. Bu durum sadece kitap okumayla sınırlı olarak görülmemektedir. Yaşamın her alanında olması zaruri bir durumdur. Anne babalar çocuklarının karşısında kısa zamanlı okumalar yaparlarsa ve ara ara çocuklarını kitapçılara götürüp onların kitap edinmesine yardımcı olurlarsa bu durum onlarda yavaş yavaş kitap okuma konusunda alışkanlık kazanma yaratacaktır diye düşünüyorum.

Okullarda kitap okuma alışkanlığına teşvik edilmesi

Küçüklüğümüzde hatırlarım, okullarımızda kitap okuma saatleri olurdu. O zamanlarda bu alışkanlığı kazandım mı pek bilinmez ama proje amacına ulaşamadı o kesin. Şimdi bakıyorum öğretmenler bu konuda güzel uygulamalar yapıyorlar. Ödev olarak kitap okuma ve özetini getirme gibi şeyler söz konusu. Bu çok güzel ama dikkat edilmesi gereken bir husus var bence. O da zorlayıcı bir şekilde olmaması ve çocuğun sevmediği kitabı okumak mecburiyetinde bırakılmaması. Çünkü bu durumda henüz daha başlama evrensinde çocuğu kitaptan uzaklaştırmış oluyoruz. Çocukla kitap arasına ulaşılamaz bir mesafe giriyor.

Mazeret hastalığımız

Çocukları geçtim şimdi sıra yetişkinlere geldik. Mazeret hastalığı dediğim bir olgu var hem insanlarda hem de kendimde gördüğüm. Bu sadece kitap okuma konusunda değil, başka durumlar için de geçerli. “Kitap okuyamıyorum, akşam eve gelince yoruluyorum zaten, çocuklarla ilgileniyorum, kitap okumaya vakit kalmıyor.”  Bunu söyleyenlere direk cevabım yatmadan önce 5 sayfada mı okuyamazsın? Bu kadarda mı vaktin yok? İnanın bu insanın kendine uydurduğu bir mazeretten öte değil. İsteyen insan her şeye vakit ayırır. Kitap okumak istiyorsak mazeret hastalığından kurtulmamız gerekiyor. Şimdi de sizlere neden kitap okumamız gerektiğinden bahsetmek istiyorum.

Neden kitap okumalıyız?

Küçüklüğümüzden beri sıkça duyduğumuz cümlelerden bazıları da kitap okumamızın gerekliliğine vurgu yapan cümlelerdir. O zamanlar; çocuk aklımızla, bize verilen tavsiyelerin değerini tam olarak kavrayamasak da bugün kitap okumanın ve kitap okumayı günlük rutinimizin bir parçası haline getirmenin bize sağlayacağı faydaları, bilimsel araştırmalar listelemiş durumda. Öncelikle şunu belirtmekte yarar var. Kitap okumak sadece okul çağı çocukları için değil herkes için zaruri bir ihtiyaç olarak görülmelidir. Bunu özellikle belirtmemin nedeniyse maalesef, ülkemizdeki kitap okuma oranının gelişmiş ülkelere kıyasla hayli gerilerde kalması. Eğer çocuklar açısından kitap okuma ve kitaba erişim konusunu ele alacak olursak California Üniversitesi’nin bu konuda yaptığı çok çarpıcı bir bilimsel araştırmadan bahsedebilirim.* California Üniversitesi bu konuda en kapsamlı araştırmayı yapmış ve araştırmada 27 ülkeden 70.000 den fazla katılımcıya yer verilmiş. Araştırma tam 20 yıl boyunca devam etmiş ve sonuçlar da 2010 yılında yayımlanmış. Bu araştırmanın sonuçlarına göre evdeki kitap sayısının; hangi ülkede doğduğundan, ailenin eğitim düzeyinden, ülkenin refah seviyesinden, babanın mesleğinden ve ülkedeki politik sistemden daha önemli olduğu ortaya çıkmış. Özellikle düşük eğitimli ailelerin çocukları evde kitap olmasından diğerlerine göre çok daha fazla yarar sağlıyor. Araştırmalara göre doğduğunuz yerin neresi olduğu eğitim düzeyi olarak 2 yıllık bir farka karşılık geliyor ve evde 100 kitap olması bile eğitim düzeyinde ciddi bir fark yaratıyor. Kitap sayısı arttıkça fayda da artıyor. Ayrıca evde yeterince kitap bulunması babanın eğitim düzeyinden de iki kat daha önemli. Kitap okumanın ne derece önemli olduğunu ortaya koyan böyle bir araştırmadan sonra merak ediyoruz! Acaba ülkemizdeki kitap okuma ve kitaba gösterilen ilgi konusu ne durumda? TÜİK in açıkladığı veriler son derece dikkat çekici. Maalesef ülkemizde kitap okuma süresi çok düşük. Günlük kitap okumaya ayrılan süre, ortalama 1 dakika olarak açıklanmış fakat millet olarak televizyon izlemeye günlük 6 saat, internete 3 saat ayırıyormuşuz. Türk insanı olarak kitap ihtiyaç listemizde de 235. sırada yer alıyor. Düzenli kitap okuyanların sayısı ülkemizde binde bir iken bu oran en fazla kitap okuyan ülkelerin başında gelen İngiltere ve Fransa’da yüzde 21, Japonya’da yüzde 14 ve ABD’de yüzde 12 civarında. UNESCO verilerine göreyse Türkiye kitap okuma oranında dünyada 86. sırada ve yoksul Afrika ülkeleriyle aynı kategoride maalesef! Büyük resme bir bütün olarak baktığımızda, durum bizim için pek de iç açıcı görünmüyor. Kitap okumanın hem birey hem de toplum açısından geliştirici ve değiştirici özelliği göz önüne alındığında bu konuya verilen önemin ve önemine yapılan vurgunun artırılması gerekliliği ortada. Kitap okumanın etkisinden bahsetmişken; kitap okumak kişiye ne gibi faydalar sağlar bir bakalım isterseniz.

Kitap okumanın faydaları

• ZEKAYI GELİŞTİRİR: Okunan kelime ve hikayeye olan konsantrasyon, beynin uyarılmasını sağlar. Özellikle okunan yazı zorlaştıkça beynin aktivitesi artar. Ayrıca okumak, kişinin olayları ve fikirleri daha iyi analiz etme ve eleştirel düşünme yeteneğini artırarak sorunları daha kolay çözmesine yardımcı olur.

 • HAFIZAYI GÜÇLENDİRİR: Kitap okumak farklı bilgileri, çeşitli karakterleri, onların hikayelerini ve onlara ait detayları akılda tutmayı gerektirir. Sürekli bir şeyleri hatırlamaya çalışmak hafızayı zinde tutar. Unutmayın çalıştırdığınız kas güçlenir.

 • STRESİNİZİ AZALTIR: İngiltere’deki Sussex Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre stresi azaltan en etkili yollardan biri de her gün düzenli olarak kitap okumak. Hatta yürümek, müzik dinlemek, çay ya da kahve içmekten bile daha etkili.

• YALNIZLIK HİSSİNİ ORTADAN KALDIRIR: Günün her anında, her yerde sizinle olabilir kitaplar. İçlerindeki zengin yaşam öyküleri, birbirinden enteresan karakterleri ve her daim sizleri şaşırtmaya aday bilgileriyle hem de!

• KELİME DAĞARCIĞINIZI GELİŞTİRİR: Çok okuyan bir insanın, daha fazla farklı kelimeyle karşılaşması ve öğrenmesi ihtimali; sadece günlük muhabbetlerle yetinen ve her günü büyük oranda benzer olan birinden daha fazladır. Kelime dağarcığınızın gelişmiş olmasıysa size her alanda kendinizi daha iyi ifade etme imkanı tanır.

• UYKU KALİTENİZİ ARTIRIR: Yatmadan önce kitap okumak zihninizin boşalmasına, kortizol seviyesinin düşerek stresinizin azalmasına yardımcı olur. Bu da daha rahat ve kaliteli bir uyku demektir.

 • KONSANTRASYONUNUZU ARTIRIR: Kitap okumak ciddi anlamda bir odaklanma gerektirdiği için düzenli kitap okuyan birisi zamanla, dikkat dağıtıcı dış etkilerden soyutlanarak yaptığı işe odaklanma konusunda yetenek geliştirir.

• DİĞER FAYDALARI: Pratik düşünme becerisi kazandırır, zamanla iletişim kurma becerinizi geliştirir, empati kurma yeteneğiniz gelişir, hayal gücünüzü besler, genel kültürünüzü artırır, hayata bakışınızı değiştirebilir, öz güveninizi ve vizyonunuzu geliştirir ve hızlı düşünmenizi sağlar. Tüm bu saydığımız faydalardan sonra kitap okumanın herkes için ne derece önemli olduğunun anlaşıldığını düşünerek, birkaç konuya dikkat çekmekte fayda görüyorum. Bunlardan birincisi eğer çocuklarımıza kitap okuma alışkanlığı kazandırmak istiyorsak çocukların öğütle değil modelleyerek öğrendiğini aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Yani siz saatlerce televizyon seyrederken veya internette zaman geçirirken, çocuğunuza “Kitap oku!” demenizin ona bu alışkanlığı kazandırmak adına hiçbir faydası olmayacaktır muhtemelen. Doğru yaklaşım biçimi “Hadi beraber kitap okuyalım!” şeklinde olabilir. Başka bir konu da okul çağında çocuğu olan hemen hemen her ebeveynin aşina olduğu ve son zamanlarda sıkça konuşulan sınavlardaki “yeni nesil sorular” konusu. Eskiye göre daha farklı bir formatta hazırlanan ve çocuğun daha çok akıl yürütme ve analiz yeteneğini ölçmeyi hedefleyen bu soruların çözümüne, kitap okuma alışkanlığının sağladığı yarardan da bahsedilebilir. Eğer çocuğunuza küçük yaşlardan itibaren düzenli kitap okuma alışkanlığı kazandırabilirseniz, yeni sistemde işinizin nispeten daha kolay olacağını söyleyebiliriz. Değinmek istediğim diğer bir konu ise her şeyde olduğu gibi kitap okumakta da dikkat edilmesi gereken bazı konular var. Bu konulardan birisi de çocuk kitaplarının içeriği konusunda dikkatli olmanız gerektiği konusu. Çünkü bir kitap her ne kadar belli denetim mekanizmalarından geçiyor ve o şekilde basılıp bize ulaşıyor olsa da bazen, bazı kitaplar, çocuğunuzun yaşına ya da ona kazandırmak istediğiniz bazı ahlaki değerlere ters düşen içerikler barındırıyor olabilir. Bu sebeple her zaman olduğu gibi kitap okurken de bir gözünüzün çocuğunuzun üzerinde olmasında ve ne okuduğu konusunda hassas davranmanızda yarar olduğunu düşünüyorum. Dilerim bir gün dev ekran televizyonlar kadar dev kitaplıklar da popüler olur ve biz çocuklarımıza ilmin, bilimin özgürce gelişebildiği bir dünya bırakabiliriz. Bol kitaplı günler diliyorum..

Yaşar ERCAN- Türkçe Öğretmeni

Güncelleme Tarihi: 05 Mart 2021, 22:41
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER